25 Nisan 2020 Cumartesi

öyle değil

bakanlar bana gövdemi görürler
ben başka yerdeyim
                                 asaf halet çelebi

Durup olduğum yerden dünyaya bakarken kendimi izlediğimi hayal ediyorum. Bunun filmini çektiler, bir haftada bitirebildim. Durup dünyaya baktığımız yer o kadar önemli, o kadarla da herkesin hesabı ayrı sanırım. Hiç acaba demeden içimi açabildiğim yerden bakıyorum dünyaya, komşu pencerelerden gülümsüyoruz birbirimize, mutluluğu bu zannediyorum. 


bir şiir biliyorum, edebiyat bir din olsa 

kalbiniz sıkışınca okuyun diye yazılırdı kutsal kitabında, 
hiçbir zaman alıntı yapamadığım, bir satırı eksik olursa yerine ulaşmaz gibi gelen
ne zaman kalbim sıkışsa fanilikten
açıp okuduğum

ayaklarımı uzatıp derin bir nefes alıyorum, 

ihtiyacım olacağından değil
gökyüzü dolsun diye göğsüme,
arkadaş'ı çok seviyorum

gökyüzüne uzun uzun baktığımda olabileceklerden haberim yoktu yakın zamana kadar

durduğun yeri görüyormuşsun, durduğun yer o kadar önemli değilmiş
durduğun yerin önemli olduğuna inandırılmışsın ya da 
orda durmaman gerektiğine, 
öyle değil

tüm bu olanlar hiçbir şey değilse 

ya da az önce kayan yıldız hepimizin dilekleriyle ilgiliyse gerçekten
mutlu olmayı paylaşmak dışında neyle tanımlayabiliriz bilmiyorum
varlığı ve yokluğu bu kadar çok şey öğreten başka bir his tanımadım
diyalektik bizi her sabah yataktan kaldırıyor



16 Ocak 2020 Perşembe

brecht olsa ne derdi?

dehşet hissinin hayranlığa bu kadar yakın durması bazen kafamı çok karıştırıyor. sakinlik zaten tek başına yeterince kafa karıştırıcı. brecht'ten bahsediyorum. dehşet verici sakinliğinden. brecht'in düşmanı da olabilirdik, bu ölçülü öfkenin, ne yapması gerektiğini bilen kelimelerin,
değiliz
tarihin doğru tarafında olmanın dayanılmaz hafifliği



Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin.
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.

3 Ağustos 2019 Cumartesi

Gönlünüz genişlesin bu gece, hadi biraz büyük saat karıştırın

iyi ki doğmuşların en güzelinin, senin günün yarın. bu sebeple doğum günlerini ne kadar hafife aldığımızı düşündüm bugün. milyonlarca ihtimal varken aynı toprağa ayak basmamız, denk gelmemiz az bi'şey mi? değil. sevmeyi senle öğrendim, ayrılmayı senden öğrendim. vazgeçmeyi senden öğrenemedim. bilmiyorum vazgeçmeyi. bunla başımız hep dertte olacak biliyorum. öldüğün gün de işten atılacağız hepimiz. o güne kadar hep iyi ki doğdun.

öznesinin okumayacağı yazılar yazmayı, sokak köpeklerini, isyankar aforizmaları, hüzünlü duvar yazılarını hep çok sevdim. yaşadığımı hissettiriyor bana, "deleuze seni benim kadar sevecek mi?" mesela, cevaplayabilir misin bu soruyu? sanmıyorum. üç ev görsek şehir sanıyoruz bu yüzden, üç güvercin görsek meksika geliyor aklımıza. yaşasaydı gider yanına "ne yaptığının farkında mısın?" derdim, "her sevdamız bir yokoluş gibi geliyor senin yüzünden, üç kadeh şarap içsek kurtulacağız sanıyoruz" başımız sıkışsa şiir okuyoruz, kurtulamadıysak aşık oluyoruz. şiir sevmeyenleri idare ediyoruz. en güzel notlarımızı, çok anlamlı olsun diye kitapların arasına iliştiriyoruz. bildiğim en büyük işkence yöntemi, kitabın ne anlattığının artık bir önemi kalmaz. o en sevdiğin kitap, artık o kitap değildir.

insan sevgisinin büyüklüğünü nasıl gösterir bunu çok düşündüm sonra, herkes çok düşünmüş. edebiyat tarihi bunun üzerine yazılmış kitaplarla dolu. katkıda bulunamayacağım. yaşıyor olsa isterdi ki sevmeye devam edelim. artık yaşamayan birini üzecek halim yok. hüzünlü şarkılarda dans edip, sevdiğim oğlanın ağzına okumalık şiirler biriktiriyorum, içimi açıp gösterebileceğim bir teknoloji bulunana kadar bu böyle.


hüznümüzü büyük şeylerden sanarsanız yanılırsınız.