Bir şeye birkaç kişiyle inanmak ile bir şeye tek başına inanmak arasındaki fark kanımı emiyor. Doğrularınızın ve gereklilikleriniz bedelini her gün vücudundaki her zerreyle ödeyen milyonlarca insandan sadece biriyim. Aşağı yukarı bu dünyada geçireceğim zaman bellidir. İyiyi görüp, güzeli sevip, karnımı doyurup, çatısı olan bir dört duvar içinde olmak için her gün katlanmam gereken, kendim olmaktan vazgeçip -mış gibi davranmam beklenen dünyanıza ait hissetmiyorum. Bu iyinin kötünün yakının uzağın gerçeğin ve yalanın ötesinde bir hakikat meselesidir. Aynı hakikati aradığımız ihtimaline inanmak benim kusurum olsun. Hesabını veremeyeceği her şeyi salt bir keyifle yapan, hesap vermeyi zor gören, her eylemine mutlak bir bahanesi olan herkesle hiçbir bağım yoktur. İnsan acizdir ve bunu unutmaya çok meyillidir. Her gün acizliğini bir kere de olsa hatırlamayan hiç kimseyle bağım yoktur. Başını yastığa koyduğunda değil komşusunun, aynı yemeği yediğinin derdiyle dertlenmeyen kimseyle bağım yoktur. Hata yapmamak için hiçbir şey yapmayan, tek işi her gün kalkıp büyük bir moralle kendini kandırmak olan hiç kimseyle hiçbir bağım yoktur. Birimizin huzursuzluğundan hepimizin sorumlu olduğuna ekonomi-politiğe inandığı kadar inanmayan hiç kimseyle bağım yoktur. Bir kalbi olduğunu ve bir gün artık atmayacağını bilen bir zihinle ağzını açmayan hiç kimseyle bağım yoktur. Herkesin herkesle olan kavgasına kovalarla odun taşıyan kimseyle bağım yoktur. İnsan öyle görünmese de bir çınardan hallicedir. Kök salıp yeşermeyi dilediğim, evrenin bu gün bu zamanında, kendimi her daim suyun, havanın önemini anlatırken bulmaktan yoruldum.
Birileri masallara inandığı için bugün muhteşem makinalarla yaşadığınız gerçeğinden, dahiyane bir buluşun en başta hayal olduğu gerçeğinden çok uzakta durup, birilerine sen de çok duygusalsın dediniz. Allah affeder, ben etmiyorum. Masallar yazılacak, şiirler de. Onları okuyup, mırıldanıp ağlayarak yürüyeceğiz kaldırımlarda sonra kahkahalarla geçeceğiz aynı yerden. Bir mi yoksa tek mi olduğumuzu tartışmanın çok zıttı bir yerde, heybesine doldurduğu her şeyi bir yerde sergileyebilmek için salt bir silaha dönüştürenler gördüm. Bana yetti. O silahlarınızla ölmeyeceğimizi biliyorum, öbürleriyle de. Ancak biz istersek ölebileceğini biliyorum bir şeylerin, bir arkadaşım öğretti.
Bugün ağzından çıkan kaç sözcüğü tarttın, o kötü baktığın gerçekten hakkediyor muydu o bakışı, vicdanını rahatlatmak için neler kullanıyorsun düzenli, en son ne zaman sevdiğin birine onu sevdiğini hissettirdin. Yetiştirmen gereken işler, gitmen gereken yerler, yapman gereken şeyler vardı biliyorum. Herkesin vardır. Her şeyin önüne özveriyi koyamayacak bir insan mı oldun? Yoksa insan aşağı yukarı böyle bir şey midir? Kendi mucizesini başkalarının üstünde arayan, bulamayınca içine giren ve onu tüketen bir canlı mıdır? Mucizeler gerçekten gören gözler içinse, az önce üstümden geçen kuşla, tanıdığım herkesten daha çok bağım var demektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder