24 Mart 2022 Perşembe

zaman lineer değil

Bir şeye birkaç kişiyle inanmak ile bir şeye tek başına inanmak arasındaki fark kanımı emiyor. Doğrularınızın ve gereklilikleriniz bedelini her gün vücudundaki her zerreyle ödeyen milyonlarca insandan sadece biriyim. Aşağı yukarı bu dünyada geçireceğim zaman bellidir. İyiyi görüp, güzeli sevip, karnımı doyurup, çatısı olan bir dört duvar içinde olmak için her gün katlanmam gereken, kendim olmaktan vazgeçip -mış gibi davranmam beklenen dünyanıza ait hissetmiyorum. Bu iyinin kötünün yakının uzağın gerçeğin ve yalanın ötesinde bir hakikat meselesidir. Aynı hakikati aradığımız ihtimaline inanmak benim kusurum olsun. Hesabını veremeyeceği her şeyi salt bir keyifle yapan, hesap vermeyi zor gören, her eylemine mutlak bir bahanesi olan herkesle hiçbir bağım yoktur. İnsan acizdir ve bunu unutmaya çok meyillidir. Her gün acizliğini bir kere de olsa hatırlamayan hiç kimseyle bağım yoktur. Başını yastığa koyduğunda değil komşusunun, aynı yemeği yediğinin derdiyle dertlenmeyen kimseyle bağım yoktur. Hata yapmamak için hiçbir şey yapmayan, tek işi her gün kalkıp büyük bir moralle kendini kandırmak olan hiç kimseyle hiçbir bağım yoktur. Birimizin huzursuzluğundan hepimizin sorumlu olduğuna ekonomi-politiğe inandığı kadar inanmayan hiç kimseyle bağım yoktur. Bir kalbi olduğunu ve bir gün artık atmayacağını bilen bir zihinle ağzını açmayan hiç kimseyle bağım yoktur. Herkesin herkesle olan kavgasına kovalarla odun taşıyan kimseyle bağım yoktur. İnsan öyle görünmese de bir çınardan hallicedir. Kök salıp yeşermeyi dilediğim, evrenin bu gün bu zamanında, kendimi her daim suyun, havanın önemini anlatırken bulmaktan yoruldum. 

Birileri masallara inandığı için bugün muhteşem makinalarla yaşadığınız gerçeğinden, dahiyane bir buluşun en başta hayal olduğu gerçeğinden çok uzakta durup, birilerine sen de çok duygusalsın dediniz. Allah affeder, ben etmiyorum. Masallar yazılacak, şiirler de. Onları okuyup, mırıldanıp ağlayarak yürüyeceğiz kaldırımlarda sonra kahkahalarla geçeceğiz aynı yerden. Bir mi yoksa tek mi olduğumuzu tartışmanın çok zıttı bir yerde, heybesine doldurduğu her şeyi bir yerde sergileyebilmek için salt bir silaha dönüştürenler gördüm. Bana yetti. O silahlarınızla ölmeyeceğimizi biliyorum, öbürleriyle de. Ancak biz istersek ölebileceğini biliyorum bir şeylerin, bir arkadaşım öğretti. 

Bugün ağzından çıkan kaç sözcüğü tarttın, o kötü baktığın gerçekten hakkediyor muydu o bakışı, vicdanını rahatlatmak için neler kullanıyorsun düzenli, en son ne zaman sevdiğin birine onu sevdiğini hissettirdin. Yetiştirmen gereken işler, gitmen gereken yerler, yapman gereken şeyler vardı biliyorum. Herkesin vardır. Her şeyin önüne özveriyi koyamayacak bir insan mı oldun? Yoksa insan aşağı yukarı böyle bir şey midir? Kendi mucizesini başkalarının üstünde arayan, bulamayınca içine giren ve onu tüketen bir canlı mıdır? Mucizeler gerçekten gören gözler içinse, az önce üstümden geçen kuşla, tanıdığım herkesten daha çok bağım var demektir. 

3 Mart 2021 Çarşamba

Kıramadığımız kafayı toplayacağız

Hiçbir şeye baştan başlamayacağız. Burdan sonra doğru bildiğimizden bir adım şaşmayacağız sadece. Biz buraya çıplak geldik. Giymeyeceğiz istedikleri yamaları. 

İnsanın sınırı nedir? Bu soruyu kendime bir kere bile sormadan cevabını verebiliyorum. Anlam peşine kaldırmadığı taş kalmayan herkes gibi. İnsanın sınırı gözünün kestiği, arzularının vardığı yer değil, zihninin duramadığı yerdir. Bu halin sonsuz olduğuna inansam şimdi son veririm, geçeceğini bildiğim için geçmesi için her şeyi yapabilirim. İnsanın sınırı burası. Derdime derman olacağına inanmadığım hiçbir şeyi yapmıyorum. İnsan aciz bir varlıktır.

siktir et

şu okursa ne der diye düşünmekten hiçbir şey yazamaz hale geldim. kafamın içinde konuşmaktan delileri anlar hale geldim. insanın yapabileceklerinin sınırı anladım. bu kadar çok şey anlamakla mı daha çok derdim var bu kadar çok şeyi anlatmak istememle mi daha çok derdim var bilmiyorum. derdim var. meramım var anlatamıyorum meramımı. sonsuza kadar kafasını ütüleyeceğim bir varlık olsa beni anladığını, en azından anlamaya çalıştığını bildiğim. insan çok aciz bir yaratık. muhtaçlıktan başka neyimiz var diye düşünüyorum. ağaçların tepesinde yaşayıp nehirden su içen kanzilerden daha iyi halde olduğumuza beni kim inandırabilir. 


25 Nisan 2020 Cumartesi

öyle değil

bakanlar bana gövdemi görürler
ben başka yerdeyim
                                 asaf halet çelebi

Durup olduğum yerden dünyaya bakarken kendimi izlediğimi hayal ediyorum. Bunun filmini çektiler, bir haftada bitirebildim. Durup dünyaya baktığımız yer o kadar önemli, o kadarla da herkesin hesabı ayrı sanırım. Hiç acaba demeden içimi açabildiğim yerden bakıyorum dünyaya, komşu pencerelerden gülümsüyoruz birbirimize, mutluluğu bu zannediyorum. 


bir şiir biliyorum, edebiyat bir din olsa 

kalbiniz sıkışınca okuyun diye yazılırdı kutsal kitabında, 
hiçbir zaman alıntı yapamadığım, bir satırı eksik olursa yerine ulaşmaz gibi gelen
ne zaman kalbim sıkışsa fanilikten
açıp okuduğum

ayaklarımı uzatıp derin bir nefes alıyorum, 

ihtiyacım olacağından değil
gökyüzü dolsun diye göğsüme,
arkadaş'ı çok seviyorum

gökyüzüne uzun uzun baktığımda olabileceklerden haberim yoktu yakın zamana kadar

durduğun yeri görüyormuşsun, durduğun yer o kadar önemli değilmiş
durduğun yerin önemli olduğuna inandırılmışsın ya da 
orda durmaman gerektiğine, 
öyle değil

tüm bu olanlar hiçbir şey değilse 

ya da az önce kayan yıldız hepimizin dilekleriyle ilgiliyse gerçekten
mutlu olmayı paylaşmak dışında neyle tanımlayabiliriz bilmiyorum
varlığı ve yokluğu bu kadar çok şey öğreten başka bir his tanımadım
diyalektik bizi her sabah yataktan kaldırıyor



16 Ocak 2020 Perşembe

brecht olsa ne derdi?

dehşet hissinin hayranlığa bu kadar yakın durması bazen kafamı çok karıştırıyor. sakinlik zaten tek başına yeterince kafa karıştırıcı. brecht'ten bahsediyorum. dehşet verici sakinliğinden. brecht'in düşmanı da olabilirdik, bu ölçülü öfkenin, ne yapması gerektiğini bilen kelimelerin,
değiliz
tarihin doğru tarafında olmanın dayanılmaz hafifliği



Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin.
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.

3 Ağustos 2019 Cumartesi

Gönlünüz genişlesin bu gece, hadi biraz büyük saat karıştırın

iyi ki doğmuşların en güzelinin, senin günün yarın. bu sebeple doğum günlerini ne kadar hafife aldığımızı düşündüm bugün. milyonlarca ihtimal varken aynı toprağa ayak basmamız, denk gelmemiz az bi'şey mi? değil. sevmeyi senle öğrendim, ayrılmayı senden öğrendim. vazgeçmeyi senden öğrenemedim. bilmiyorum vazgeçmeyi. bunla başımız hep dertte olacak biliyorum. öldüğün gün de işten atılacağız hepimiz. o güne kadar hep iyi ki doğdun.

öznesinin okumayacağı yazılar yazmayı, sokak köpeklerini, isyankar aforizmaları, hüzünlü duvar yazılarını hep çok sevdim. yaşadığımı hissettiriyor bana, "deleuze seni benim kadar sevecek mi?" mesela, cevaplayabilir misin bu soruyu? sanmıyorum. üç ev görsek şehir sanıyoruz bu yüzden, üç güvercin görsek meksika geliyor aklımıza. yaşasaydı gider yanına "ne yaptığının farkında mısın?" derdim, "her sevdamız bir yokoluş gibi geliyor senin yüzünden, üç kadeh şarap içsek kurtulacağız sanıyoruz" başımız sıkışsa şiir okuyoruz, kurtulamadıysak aşık oluyoruz. şiir sevmeyenleri idare ediyoruz. en güzel notlarımızı, çok anlamlı olsun diye kitapların arasına iliştiriyoruz. bildiğim en büyük işkence yöntemi, kitabın ne anlattığının artık bir önemi kalmaz. o en sevdiğin kitap, artık o kitap değildir.

insan sevgisinin büyüklüğünü nasıl gösterir bunu çok düşündüm sonra, herkes çok düşünmüş. edebiyat tarihi bunun üzerine yazılmış kitaplarla dolu. katkıda bulunamayacağım. yaşıyor olsa isterdi ki sevmeye devam edelim. artık yaşamayan birini üzecek halim yok. hüzünlü şarkılarda dans edip, sevdiğim oğlanın ağzına okumalık şiirler biriktiriyorum, içimi açıp gösterebileceğim bir teknoloji bulunana kadar bu böyle.


hüznümüzü büyük şeylerden sanarsanız yanılırsınız.